Bekir Coşkun Siyasi Terimler Sözlüğü
Bekir Coşkun Siyasi Terimler Sözlüğü slaytını aşağıda bulabilirsiniz.
Bekir Coşkun Siyasi Terimler Sözlüğü slaytını aşağıda bulabilirsiniz.
Gata da yatan 20 yaşındaki Kan Kanseri bir delikanlı için B RH ( -) kana (Aslında trombosite, aşağıdakileri okuyunuz) ihtiyaç vardır.
10 kişiye gönderince dileğiniz olmayacak ama bir hayatı kurtaracaksınız.
İNSANLIK İÇİN ALLAH RIZASI İÇİN BU
MESAJI BILDIKLERINIZE
ULAŞTIRINIZ!
Okan Sönmez, 20 yasinda lösemi (kan kanseri) hastasi, Gata Tip Fakültesi’nde yatiyor,hayatta kalmak
icin hergün en iki ünite trombosite ihtiyaci var. Ama kan grubu B rh (-) (negatif) oldugu icin ailesi kan (daha dogrusu trombosit) verecek donör bulmakta zorlaniyor. Babasi Hayrettin Sönmez insanlarin ilgisizliginden yakiniyor. Isyeri olan Istanbul Büyüksehir Belediyesine yaptigi basvuruya 30 bin çalisan
arasindan sadece 3 kisi cevap vermis. Oglunu yasatabilmek icin varini yogunu ortaya koyuyor. Eger siz
veya bir tanidiginiz B rh (-) negatif); kana sahipse Lutfen Hayrettin Sönmez’e ait 0535 744
87 10 numarali telefonu arayin. Yok ben böyle islerle ilgilenmem
diyorsaniz. En azindan mouseunuzu birkac
kez tiklatarak bu mesaji adres
defterinizdeki kisilere
yollayin.Orada yatan
sizin cocugunuz veya kardesiniz
olabilirdi.
Not: Trombosit kanin pihtilasmasina yol acan bir
maddedir.
Kisi trombosit verdikten 3 gün sonra
yeniden trombosit verebilir.Saglikli bir
insan yilda 24 kez trombosit
verebilir.
Kandaki trombosit ayriştirilmasi işlemi
yaklaşık 50 ile 70 dakika arasinda
sürmektedir. Eğer bunu yapamıyorsanız en
azından mouseunuzu bir kaç kz tıklatarak bu gence yardımcı olabilirsiniz.
Unutmayınız, bu siz, yada kardeşiniz, veya çok’sevdiğiniz birisi de
olabilir…
Yıllar önce bir çiftçi, fırtınası bol olan bir tepede bir çiftlik
satın almıştı. Yerleştikten sonra ilk işi bir yardımcı aramak oldu.
Ama ne yakındaki köylerden ne de uzaktakilerden kimse onun çiftliğinde
çalışmak istemiyordu. Müracaatçıların hepsi çiftliğin yerini görünce
çalışmaktan vaz geçiyor, burası fırtınalıdır, siz de vazgeçseniz iyi
olur diyorlardı.
Nihayet çelimsiz, orta yaşı geçkince bir adam işi kabul etti. Adamın
haline bakıp ”çiftlik işlerinden anlar mısın?” diye sormadan edemedi
çiflik sahibi. ”Sayılır” dedi adam, ”fırtına çıktığında uyuyabilirim” .
Bu ilgisiz sözü biraz düşündü, sonra boşverip çaresiz adamı işe aldı.
Haftalar geçtikçe adamın çiftlik işlerini düzenli olarak yürüttüğünü
de görünce içi rahatladı. Ta ki o fırtınaya kadar:
Gece yarısı, fırtınanın o müthiş uğultusuyla uyandı. Öyle ki, bina
çatırdıyordu. Yatağından fırladı, adamın odasına koştu: ”Kalk, kalk!
Fırtına çıktı. Herşeyi uçurmadan yapabileceklerimizi yapalım.” Adam
yatağından bile doğrulmadan mırıldandı: ”Boşverin efendim, gidin
yatın. İşe girerken ben size fırtına çıktığında uyuyabilirim demiştim
ya.” Çiftçi adamın rahatlığına çıldırmıştı. Ertesi sabah ilk işi onu
kovmak olacaktı, ama şimdi fırtınaya bir çare bulmak gerekiyordu.
Dışarı çıktı, saman balyalarına koştu: A-aa! Saman balyaları
birleştirilmiş , üzeri muşamba ile örtülmüş, sıkıca bağlanmıştı. Ahıra
koştu. İneklerin tamamı bahçeden ahıra sokulmuş, ahırın kapısı
desteklenmişti. Tekrar evine yöneldi; evin kepenklerinin tamamı
kapatılmıştı. Çiftçi rahatlamış bir halde odasına döndü, yatağına
yattı. Fırtına uğuldamaya devam ediyordu. Gülümsedi ve gözlerini
kapatırken mırıldandı: ”Fırtına çıktığında uyuyabilirim”
Sıkıntılara zihnen (bilgi, plan), mânen (dua), maddeten (tedbir)
hazırsanız, fırtına çıktığında uyuyabilirsiniz. Hayatınız boyunca.
Sevgiyle kalın…
(KIZGINLIKLA KARAR ALMAYIN, MUTLULUKTAN UÇTUĞUNUZDA SÖZ VERMEYİN. İKİSİ DE
SARHOŞLUK ÂNIDIR, AKIL BAŞTA DEĞİLDİR ..)
İki Gezgin Melek, geceyi geçirmek için
oldukça varlıklı bir ailenin evinin
kapısını çalmışlar.
Aile, pek kaba bir üslupla, meleklere
yatacak yer olarak koca malikanenin
konuk odalarından birini vermek
yerine, soğuk bodrumundaki küçük bir
köşeyi göstermiş.
Melekler buz gibi odanın soğuk ve sert
zemininde kendilerine yatacak bir
yer hazırlamaya çalışırken, Yaşlı Melek
duvarda bir delik görmüş ve kalkıp
deliği onarmaya girişmiş
Genç Melek, Yaşlı Meleğe bu hareketinin
nedenini sorunca, Yaşlı Melek
hafifçe gülümsemiş: Her şey, her zaman,
göründüğü gibi değildir.
Sabah malikaneden ayrılan melekler, gece
bastırınca bir kez daha kalacak
yer bulmak umuduyla, bu defa çok fakir bir
çiftçi ailesinin kapısını
çalmışlar. Son derece misafirperver olan fakir karı
koca, sofralarında ne
var ne yoksa meleklerle paylaştıktan sonra,
onlara rahatça uyumaları için
kendi yataklarını vererek yanlarından
ayrılmışlar. Sabah güneş doğduğunda,
melekler zavallı karı kocayı gözyaşları
içinde bulmuşlar:
Yegane geçim kaynakları
olan tek inek de tarlalarının
ortasında cansız yatmaktaymış. Genç Melek bu sefer iyice
öfkelenerek
Yaşlı Meleğe isyan
etmiş: Bunun olmasına nasıl izin
verebildin?! O varlıklı kaba adamın her
şeyi vardı ama sen kalktın ona yine de
yardım ettin.
Bu iyi yürekli fakir
ailenin ise o tek inekten başka hiçbir
şeyleri yoktu; buna rağmen onu bile
paylaşmaya gönüllü oldular. Ama sen o ineği de
yitirmelerine izin verdin!?
Bunun üzerine Yaşlı Melek, Genç Meleğe
dönerek şu cevabı vermiş:
Her şey, her zaman, göründüğü gibi değildir. O zengin
malikanenin bodrumunda
kaldığımız gece, duvardaki deliğin dibinde
külçe külçe altın saklı
olduğunu fark ettim. Malikanenin sahibi bu kadar
açgözlü olduğu için ve
kendisine verilmiş şans sayesinde edindiği
zenginliğin bir parçasını bile
paylaşmaya yanaşmadığı için, ben de o deliği
öyle bir kapatıp mühürledim
ki artık arayıp bulsa da açamaz. Ve devam
etmiş:?
Sonra, dün gece biz
çiftçi ailesinin yatağında
uyurken, Ölüm Meleğinin o
çiftçinin karısını almaya geldiğini
gördüm. Ben de onun yerine Ölüm
Meleğine ineği verdim. Yaşlı Melek,
gülümseyerek bir kez daha eklemiş:
Her şey, her zaman, göründüğü gibi değildir.
Bazen,
işler istediğimiz gibi
sonuçlanmadığında, aslında bizim de başımıza
gelen tam da budur işte.
Eğer inanıyorsanız, yapmanız gereken şey sadece,
her sonucun her zaman sizin
lehinize olduğuna güvenmektir.
Bunun böyle olduğunu,
ancak belirli bir
zaman sonra öğrenebilecek
olsanız bile… Bazı
insanlar,
Hayatımıza girerler Ve çabucak çıkarlar.. Bazıları ise,
Dostumuz olur Ve bir süre
orada kalırlar..Yüreklerimizde O güzel ayak izlerini
bırakarak.. Ve bu,
İyi bir dost kazandığımız için, Bir daha
asla Eskisi gibi olmayacağız
demektir! Dün, tarih oldu. Yarın, bir gizemdir.
Bugün
ise bir armağan.
Bu yüzden İngilizce de present, hem şu an hem de
armağan anlamına gelir!
Bence bu çok özel bir şey ….. her anı
doyasıya yaşayın ve tadını
çıkarmaya bakın … Hayat, bir prova
değildir!
BU KÜÇÜK MELEĞI AL VE ONU KENDINE YAKIN TUT;O, SENI GÖZETMESI
IÇIN GÖNderiLMIŞ OLAN KORUYUCU MELEĞINDIR BU
MELEĞI SEN DE ÖZEL INSANLARA
GÖNDER VE GÖNDERIRKEN BIR DILEK TUT. ER GEÇ
GÖRECEKSIN KI
DILEĞIN GERÇEKLEŞECEK VE BU MELEK
SONSUZA DEK SENI VE SEVDIKLERINI
GÖZETMEYE DEVAM EDECEK.
Şimdi: bu mesajı silme. Tut. Çünkü o, sana
çok özel bir melekten geldi ![]()
Bil ki tam şu anda birisi seni düşünüyor. birisi
sana değer veriyor.
birisi seni özlüyor. birisi seninle olmak istiyor
birisi senin başının belada olmadığını
umuyor. birisi ona verdiğin destek için sana
minnettar. birisi senin adına her şeyin iyi
sonuçlanmasını ümit ediyor.
birisi senin mutlu olmanı
istiyor. birisi elini tutmak istiyor.
birisi senin onu bulmanı diliyor. birisi senin başarılarını
kutluyor. birisi sana bir armağan vermek
istiyor. birisi SENIN bir armağan olduğunu düşünüyor.
birisi seni seviyor. birisi senin gücüne hayranlık
duyuyor. birisi seni düşünüyor ve gülümsüyor.
birisi üzerinde ağladığın omuzun kendi omzu
olmasını istiyor. BIRISININ, SENIN BU MESAJI
ONA GÖNDERMENE IHTIYACI VAR.
Kimseden umutlarını almayın. Sahip
olduğu tek şey bu olabilir….
Adam ve hayattaki tek arkadaşı olan köpeği bir kazada birlikte ölmüşlerdi.Gökyüzüne çıktıktan sonra bembeyaz bulutların arasında dolaşmaya başladılar.Adam çok susamıştı,biraz su bulabilmek ümidiyle yürümeye devam ederken,birden kendilerini muhteşem bir manzaranın karşısında buldular.Rengarenk çiçeklerle süslü bir bahçe,altından yapılmış bir bahçe kapısı ve onları karşılayan beyazlar içinde güzel bir kadın..
Adam köpeğiyle birlikte kadına yaklaştı ve sordu;Affedersiniz burası neresi ?;
Kadın ona gülümsedi ;Burası cennet ,efendim.
Adam bunun üzerine sevinçle ;Harika;!!!;dedi;Peki bana biraz su verebilir misiniz ? gerçekten çok susadım..;
Kadın cevap verdi:Tabi efendim,içeri girin.İçerde dilediğiniz kadar su bulabilirsiniz..
Böylece adam köpeğine döndü ,Hadi oğlum içeri giriyoruz diyerek kapıya yürüdü.
Ama kadın onu birden bire durdurdu:Üzgünüm efendim,köpeğiniz sizinle gelemez.Hayvanları içeriye almıyoruz
Bunun üzerine adam bir an durdu,düşündü ve geri dönüp köpeğiyle birlikte geldikleri yolun tam tersi yönünde yola koyuldular.
Bir süre geçtik ten sonra kendilerini bu kez tozlu ,çamurlu ve bozuk bir yolda buldular.Yolun sonunda karşılarına çiftlik girişini andıran bir kapıyla,yırttık pırtık elbiseli bir dede çıktı.
Adam sordu:Affedersiniz bana biraz su verebilir misiniz..?
Dede;İçeri gel; dedi.
kapıdan içeri girdikten sonra sağ tarafta bir çeşme var
Adam sordu:peki arkadaşım da benimle gelip oradan su içebilir mi.?
Dede Tabii..dedi.Çeşmenin yanında köpeğinin de su içebileceği bir kase bulacaksın..
Bunun üzerine adam kapıdan girdi.Biraz yürüdükten sonra sağ tarafta çeşmeyi buldu.adam çeşmeden,köpekte oracıktaki kaseden doya doya içerek susuzluklarını giderdiler.Derken adam geri giderek girişte bekleyen dedeye sordu.
Su için çok teşekkür ederim..Peki burası neresi Dede;
Burası cennet dedi.
Bunu duyan adam çok şaşırdı:
Nasıl olur ..? Az önce burası gibi kırık dökük olmayan muhteşem bir yere gittik ve orasının da cennet olduğunu söylediler
Dede Şu rengarenk çiçeklerle süslü,altın kapılı yer mi..?dedi.Ama orası cehennem..
Adam iyice şaşırmıştı:
Peki ama orası sizin adınızı kullanarak insanları kandırıyor diye hiç kızmıyor musunuz ..??
Dede gülümsedi:Kızmıyoruz;..çünkü onlar kendi çıkarı için en iyi arkadaşını yarı yolda bırakanları cennetten uzak tutuyorlar.
Dostlarınızı yalnız bırakmayın.Bir dostun üzüntüsüne herkes sempati duyabilir,bu çok kolaydır.
Bir dostun başarısına sempati duyabilmek ise çok sağlam bir karakter gerektirir.
Duvardaki catlaktan bakan
fare, çiftlik sahibi ile karisinin
bir paket actiklarini gordu
.
“Icinde yiyecek mi var?’”
derken – - -
Bir baktı ki
fare kapanı!!.
Hemen bahceye kosup,
alarmi verdi :
Evde kapan var!
Evde kapan var!’
Tavuk gidaklayip ,
kafayi kaldirdi ve,
‘Bay fare”, bu sizin icin ciddi
bir sorun olsa da sahsen, beni ilgilendiren
bir tarafi yok ne yazik ki! .
Fare donup bu sefer domuzcuga,
“Evde kapan var,
evde kapan var”!
dedi.
Domuzcuk konuyla ilgilendi ama,
kendi hesabina
‘Uzgunum bay fare, vah, vah
emin ol senin icin dua edecegim”
dedi.
Fare bu kez öküze yoneldi:
“Evde kapan var!”
“Evde kapan var!”
diye bagirdi nefes nefese.
Öküz: ‘Wow, Bay Fare,
Senin icin uzuldum,
ama burnumu sokacagim bir sey degil.’
dedi.
E farenin de basini egip,
gitmekten baska caresi kalmamisti…
yalnizlik ve terkedilmislik hisleri icinde,
fare kapani ile artik….tek basina basa
cikmaya calisacakti!.
***
O aksam evde, alisilmamis bir ses duyuldu.
Sanki bir kapan,
avinin uzerine kapanmisti.
Sese kosan cifcinin karisi, karanlikta kapana,
zehirli bir yilanın kuyrugu kaptirdigini gormemis.
Yilan da onu isirmisti..
Ciftci karisini hastaneye kosturdu,
Karisi eve atesli dondu.
E atesli insana ne verilir??
sicacik bir tavuk corbasi!!!.
Tavuk acilen pisirilmis!
Ama kadin hala iyilesmiyormus,
E es dost ahbap, gelince hasta ziyaretine,
ciftci de sofraya domuzcugu cikarmak
zorunda kalmis!!!.
Ama ciftcinin karisi iyilesmemis;
ölmüs!!!!!.
Aman ne kalabalik gelmis cenazeye,
ne kalabalik!!!
Bu sefer de konuklari,
doyurmak icin kesilen öküz olmus….
Fareye de olan biteni
deliginin ardindan izlemek kalmis!….
***
Onun icin bir daha,
seni ilgilendirmeyen bir sorun
karsina cikarsa… bir dusun!!! —-
Birimiz tehdit altindaysak,
hepimiz risk altindayiz.
Bu hayat denen yolculukta
Birlikte yol almaktayiz..
Birbirimizi kollayip,
guc ve guven paylasmaliyiz.
sana onem veren,
senin icin onemli olanlara,
gonder ve uyar!
UNUTMA. . . . . .
HEPIMIZ, BIRBIRIMIZIN HALI TEZGAHINDA
HAYATI ONEMI OLAN IPLIKLERİZ!!!!
VE SOYLE YA DA BOYLE,
HAYATLARIMIZ BIRLIKTE DOKUNUYOR.
***
Son Yorumlar